Depresif Bozukluk Nedir ?

Depresif Bozukluk Nedir ?

Hasta, depresif belirtileri bozukluğunun ana özelliği olarak sergiliyorsa ama bir başka duygu durum bozukluğunun veya zihinsel bozukluğun kriterlerini karşılamıyorsa başka türlü adlandırılamayan depresif bozukluk (BTA) terimi kullanılır.

Kolaylaştırılmış Tanısal Kriterler (DSM-IVT).

Başka Türlü Adlandırılamayan Depresif Bozukluk.

Herhangi bir spesifik depresif bozukluğun kriterlerine uymayan depresif bozukluk belirtiler
Başka Türlü Adlandırılamayan Depresif Bozukluk Hakkında Gerçekler ve İpuçları

Başka türlü adlandırılamayan bir zihinsel bozukluk, düşük özgüvenin eşlik ettiği genel karamsar duygu durumu ve normal olarak zevkli faaliyetlere ilginin veya bunlardan hazzın yitimiyle tarif edilir.
Başka türlü adlandırılamayan depresif bozukluk, minör depresif bozukluğa ve nükseden kısa depresif bozukluğa da yol açar.

Başka türlü adlandırılamayan depresif bozukluk vakasında majör depresif bozukluğu olan insanların yaklaşık %3,4’ü intihar eder ve intihar eden insanların %60 kadarında depresyon veya başka bir duygu durum bozukluğu vardır.

Başka türlü adlandırılamayan depresif bozukluğu olan insanlarda zayıf konsantrasyon ve hafıza, sosyal durumlardan ve aktivitelerden kaçınma, azalmış seks dürtüsü, ve ölüm veya intihar düşünceleri, uykusuzluk, iştah kaybı, bitkinlik, baş ağrıları ve sindirim sorunları gibi belirtiler vardır.
Başka türlü adlandırılamayan depresif bozukluk belirtileriniz varsa doktorunuza danışmalısınız.
Başka türlü adlandırılamayan depresif bozukluğu önlemek için grup terapisi kullanılır, deneyimleri ve hisleri paylaşmak için düzenli olarak toplanan küçük gruplar oluşturulur. Alkolizm gibi bağımlılıkları tedavi etmek için sık sık kullanılır.

Depresyon yaşayan çocuğun bir an evvel tedavi sürecini tamamlaması için gereken hiçbir şeyden kaçınılmamalıdır. Tedavi planına ailenin, okulun kimi zamanda çevrenin katılımı bu bakımdan kaçınılmaz olmaktadır. Terapi sürecini engelleyen, tıkayan yanlış yaklaşımlar da vardır. Mesela bazı aileler çocuğun sorununu kendisinin çözeceğine inanırlar. Uzman yardımının önemine inanmazlar.
Bu yaklaşım onların tedavi kendilerinin dahil olmasını da engeller. ‘En doğru çözümü kişi kendisi için kendi buluyor‘ fikri doğru olabilir ama bu düşünce psikiyatrik rahatsızlıklar için doğru değildir. Zamanla geçer anlayışı depresyonu farkında olmadan dirençli hale getirebilir. Bu nedenle mutlaka çocukluk depresyonunda profesyonel yaklaşım gerekmektedir.

Boşanmalarda çocuk depresyona girebilir

Her vakada ailenin ihtiyacı olan danışmanlık farklı ama anne baba kaybı, ayrılığı, madde bağımlılığı, alkolizm, kişinin kendi sorunları olabiliyor. Ailede hastalık öyküsü olabiliyor. Bunlar da çocuğu olumsuz etkiliyor. Genellikle çocuk soyut kavramları öğrenene kadar yaşanan her sorundan dolayı kendini suçluyor. Mesela anne baba ayrılığında kendini suçlu hissedebiliyor. Çocuğu yaramaz bir anne, çocuğa “beni hasta ettin” dediği zaman da çocuk hem suçluluk hissediyor, hem de kaygısı artıyor.

Çocukluk döneminde benlik algısının yapılanması sağlıklı oluşmalıdır. Değersiz hissettirilirse kendine güvensiz oluyor, depresyon gelişiyor ve bazen sosyal fobi yerleşiyor. Bunun temelleri küçükken atılıyor. Atılgan olmayan bir kişilik ortaya çıkıyor. İleride depresif, güvensiz, bağımlılığa yatkın kişilikler oluşabiliyor.

Fazla ilgi depresyon nedeni olabilir

Çocuğa ilk dönemlerde verilen destekleyici yaklaşım önemlidir. Fazla korunup, kollanan çocuklarda da sorun oluyor. İlgisizlik ve duygusal ihmal kadar, fazla ilgi de çocuğa zarar veriyor. Aile terapilerinde anlaşma yapıyoruz. Psikoterapi alan çocuğa evdeki destek çok önem taşıyor. Seansların sürekliliği, verilen ödevleri yapmaları, iletişim tekniklerini çalışmaları, önerilerin uygulanması için bu anlaşma yararlı olmaktadır. Bunlar sırasında aile bireyleri de kendisini tanıyor, iyi ve zayıf yönlerini fark ediyor.

Terapide neler yapılıyor?

Depresyon tedavisinde Stres yönetimi çalışıyoruz. Problemleri tanımlamayı ve bunlarla nasıl baş edilebileceğini öğretiliyor. Kişinin insan ilişkilerine bakış açısı ne olduğuna bakılıyor ve bunlar terapi sürecinde kullanılıyor. Çocuğun kendine güveninin artırılması sağlanıyor. Çocuğun öfkesini nasıl ifade ettiği duygusal zekanın gelişimi açısından önemli. Terapide çocuğun kendini rahat ifade edebilmesi, empatiyi öğrenmesi, sorun çözme becerilerini geliştirmesi amaçlanıyor. Sınırları saygı çerçevesinde çizmek, herkesin birbirini anlamasının sağlanması, karşılıklı beklentilerin doyurulması gerekiyor.

Aile toplantılarının yapılması

Aile içinde bir şeye karar verilecekse örneğin okul seçimi yapılacaksa, bu konuda herkes farklı düşünebilir. Bunun için aile toplantıları öneriyoruz. Herkes bu toplantılarda duygularını, birbirinden beklentilerini ifade etme fırsatı buluyor. Aile toplantıları için herkes istekliyse, sorunlar kolaylıkla çözülüyor. Toplantılarda herkes eşit söz hakkına sahiptir. Alınan kararlara herkesin uyması gereklidir.

Anne baba ile randevu

Depresyon tedavisinde paylaşımın önemine dikkat çekiyoruz. Terapilerimizde ebeveynlerin çocuklarıyla, özel zaman geçirmelerini öneriyoruz. Çocukların anne babalarıyla randevuları olsun istiyoruz. Çocukla oyun, etkinlik saatleri olmalıdır. Her iki tarafında doyum sağlayacağı zamanlar geçirmelerini önemli sayıyoruz. Anne babanın çocuğa onunla özel zaman geçirmek istediğini hissettirmesini istiyoruz. Sinema, tiyatro, oyun, sohbet tercih edilebilir özel zaman çalışmaları için. Özel zaman programları kardeş kıskançlığı içinde en iyi çalışmadır diyebiliriz.

Depresyon tedavisinde dört ayak

Psikiyatrik rahatsızlıklarda ekip çalışması tercih edilen yöntemdir. Çok yönlü değerlendirmek tedaviyi etkin kılmakta ve daha kısa sürede sonuç aldırmaktadır. Psikiyatrist, nörolog ve psikologun ortak takibi, aile ve okul danışmanlığının birlikte yürütülmesi, problemin çözümünü sağlamaktadır.

Çocuk eğitiminde öğretmen-veli işbirliğinin birinci derecede önemli olduğunu biliyoruz. Çocuğun yaşadığı psikiyatrik durumlarda, aile-okul-tedavi ekibi işbirliğinin daha sıkı ve sürekli olması gerekliliği tartışılmaz. Tedavinin dört ayağının olduğundan bahsetmiştik. Bu dört ayak; tedavi ekibi, çocuk, aile ve okuldur.

Okulun tedaviye katılımı süreci kısaltıyor

Okulda rehberlik servisleri son yıllarda daha aktif çalışıyor. Okuldan, çocuğun durumuyla ilgili bize gelen geribildirimler, tedaviye katkı sağladığı gibi, bizim rehberlik servisi ve öğretmenlere önerilerimizi iletmemiz ve bu önerilerin uygulanması, tedavi sürecini hızlandırıyor.

Okulda kaynaştırma programları

Hiperaktivite, öğrenme güçlüğü, ayrılma kaygısı, depresyon, anksiyete bozukluğu gibi psikiyatrik sorunlar yaşayan çocuklar için farklı bir yaklaşım gerekiyor. Depresyon yaşayan çocuğun okulda kaynaştırma programına dahil olması gerekebilir. Bu özel bir sorun yaşayan çocuğun psikolojik, sosyal ve eğitim-öğretim anlamında desteklenmesini amaçlayan bir programdır. Öğretmenin bu çocuklara daha destekleyici yaklaşımı gerekiyor. Çocuğun öğrenme düzeyine uygun program seçmesi, gruba çocuğu katmaya çalışması, görevler vererek, yetenekli olduğu alanlarda çocuğu öne çıkarması, kendine güvenini kazanmasına yardımcı olmaktadır.

Öğretmen çocuğun düzeyine uygun ödevler vermesi gibi tutumlar benimsemesi çok yararlı olmaktadır. Tabii, ailenin de öğretmenle işbirliği yaparak, öğretmenin önerilerini uygulaması şarttır. Dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların olabildiğince öğretmenle göz teması olacak şekilde ön sıralarda oturtulması, önerilerden bir tanesidir. Tüm bunları yaparken çocukta bir eksiklik olduğunu hissettirmeden, profesyonel bir yaklaşım benimsemesi gereklidir öğretmenin. Derslerde başarılı olamayan çocuk için, bir yandan eğitim desteği verirken, bir yandan da başarılı olduğu bir alanda, spor, müzik, folklor, el becerileri gibi, çocuğu öne çıkarmak ve bu çalışmalara teşvik etmek, çocuğa sosyal statü sağlayacaktır. Bu durumda çocuk önemsendiğini hissedecektir.

Neurobiofeedback (Nöroterapi)‘in çocuklarda kullanımı

Biofeedback‘le kişinin bilinçli olarak anlamadığı, fark etmediği normal ve normal dışı fizyolojik tepkiler bir araç yardımı ile bilinçli duruma getirilir. Bu teknikle kişi için belirli bedensel cevapları (kalp hızı, kas gerginliği, cilt sıcaklığı, beynin stres düzeyi gibi) fizyolojik tepkileri anlaşılır hale gelir. Neurobiofeedback (Nöroterapi) ile EEG‘yi kullanarak beyin dalgası örüntülerinin kontrolü geliştirilir. Bu şekilde kişi aynı duygu ve düşünceleri ile bedeninde ne gibi bir değişiklik olduğunu fark ederek bedenini ve zihnini denetlemeye çalışır.

Beyin dalgalarındaki değişimin doğrulanması

Günümüzde stresle baş etmeyi öğreten birçok çalışma yürütülmektedir. Bu çalışmalardan biofeedback ile kişiye belirli bedensel cevapları ( kalp hızı, kas gerginliği gibi ) nasıl kontrol edeceği öğretilmektedir. Neurobiofeedback (Nöroterapi) ile de EEG ‘yi kullanarak beyin dalgası örüntülerinin kontrolü geliştirilmektedir. Yapılan çalışmalar, neurobiofeedback ile beyin dalgalarında değişim olduğunu doğrulamaktadır. Bu durum dikkat ve öğrenmede çok önemlidir. Bu öğrenilmiş bir deneyimdir. Kişi, iç kontrolü kavrayarak kendisini değiştirmeyi öğrenir. Böylece proses yavaş yavaş içten kazanılır.

Olumlu davranışların artması sağlanıyor

EEG biofeedback ya da NBF olarak isimlendirilen teknik, çocuğun beyin dalgalarını nasıl değiştireceklerini öğretmek, hiperaktiviteyi azaltmak, impulsiviteyi kontrol etmek, dikkati artırma yönünde olumlu etkiler oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalarda NBF uygulanan ve uygulanmayan çocuklar, bu değerler bakımından karşılaştırılmış, NBF uygulanan çocuklarda olumlu davranış değişimleri saptanmıştır. ADHD ‘de semptomların azaldığı, ritmik performansın kazanıldığı, çocuğun öğrenme tarzında gelişmeler olduğu, görsel algının geliştiği yönünde bulgular mevcuttur.
Neurobiofeedback (Nöroterapi) ile ADD/ADHD‘li çocuklara, gevşemiş fakat odaklamış, dikkatle en uyumlu beyin dalgalarını üretmeleri öğretilmektedir. Bazı kontrollü biofeedback çalışmalarında, ADHD‘li çocuklarda çarpıcı bulgular gözlenmiştir:

• IQ skorlarında artış. Beyni daha fonksiyonel duruma gelen çocuk, doğal entellektüel yeteneklerini sergileyebilir, ölçülen IQ skorları biofeedback sonrasında anlamlı artış gösterebilir. Bunun sebebi, çocuğun sahip olduğu potansiyele ulaşmasını kolaylaştırmasıdır.
• Impulsivite, distraktibilite ve hiperaktivitenin azalması.
• Uyku problemleri ve pediatrik migrenlerin tedavisinde başarı sağlanması.
ADHD‘e eşlik eden depresyon ve anksiyetenin azalması

Biofeedback‘in, uyku problemleri, öğrenme güçlükleri, depresyon, epilepside de yararlılığı ispatlanmıştır. Neurobiofeedback (Nöroterapi) depresyonda kullanıldığında, afekt davranışın düzeldiği, efor yorgunluğunun azaldığı gözlenmiştir.

Neurobiofeedback (Nöroterapi) (NBF) Uygulaması nasıl yapılıyor

İlk seansta yapılan IQ, dikkat- konsantrasyon-kişilik testleri ve QEEG ile değerlendirme yapılarak beyindeki hangi bölgenin moniterize edileceği belirlenmekte ve tedavi programı oluşturulmaktadır. Çocuğa oyunu nasıl oynayacağı hakkında bilgi verilmesi yeterlidir. Verilen bilginin fazla olmamasına dikkat edilmelidir. Çocuğun çalışmaya hazır olması önem taşımaktadır. Aile-okul danışmanlığı, psikoterapi, davranış çalışmaları ile birlikte yürütülmesi, alınan verimi artırmaktadır. Çocuğa gevşeme öğretilmekte ve uygulama yapılmaktadır. Tedavi süresince ve bitiminde bu değerlendirmelerin tekrarlanması, bize tedavinin yararlılığı konusunda bilgi vermektedir.

Beyin dalgalarıyla oyun

Neurofeedback‘in önemli avantajlarından biri ayna görevi görmesidir. Çocuğa başarılı olduğunu bilme imkanı vermektedir. Diğer bir avantajı da neurobiofeedback ekipmanının süreci eğlenceli hale getirmesidir. Çocuklar beyin dalgalarını kullanarak bilgisayar oyunları oynamaktadırlar. Ne kadar çok istenilen beyin dalgası üretebilirlerse oyunda da o kadar başarılı olmaktadırlar. Amaç, istenilen beyin aktivitelerini oluşturmaktır. Bu gerçekleştiği zaman, çocuk güçlenmiştir. Bilişsel ve davranışsal fizyolojisini kontrol etmeyi öğrenmiştir. Bu öğrenme, okul yaşamı ve günlük yaşamındaki görev ve davranışlarında olumlu etkiler ve bu etkilerin sürekliliğini sağlamaktadır. Bu durum, öncelikle çocuğun motivasyonunu gerektirir. Bu da bir ekip çalışmasını ve iyi bir tedavi programı ile mümkündür.

Sistemin ödül vermesi motive edici

Çocuklar için oyun içeren öğelerle uygulama yapılmaktadır. Çocuk uçak, palyaço, uçan adam ve uçan kadın seçeneklerinden birini seçme hakkına sahiptir. Örneğin palyaçoyu, düşünce gücünü kullanarak çizginin üzerinde tutmaya çalışmaktadır. Bu durum ödül- ceza temeli üzerine oturmaktadır. Çocuk çizginin üzerinde durabildiğinde puan almakta (ödül), altına düştüğünde puanı düşmektedir (ceza) .Kullanılan ödül mekanizması, çocuğun motivasyonunu artırıcı bir unsur olmaktadır. Aynı zamanda çocuk, biofeedback uygulaması sırasında dikkatini bilgisayara yoğunlaştırmaktadır. Bu sırada dikkatini odaklamayı ve aynı zamanda sürdürmeyi öğrenmektedir. Çocuk kendisini kontrol edebildiğinin bilincine varmaya başladıkça dürtü kontrolünü de sağlamış olmaktadır. Çalışma sonunda, çalışmayı değerlendiren bir grafik çıkarılmakta, çocuğa bir geribildirim verilmektedir.

Uygulama zaman alır.10 seanstan sonra birçok çocukta ilerlemeler görülmektedir. Seansların sayısı, NBF‘nin o çocuk için kullanım amacına, rahatsızlığın derecesine, çocuğun NBF‘den ne derece yararlandı gibi değişkenlere göre belirlenir. Günlük, haftada 3, 2, 1 şeklinde uygulamaları mevcuttur.

Dikkat edilmesi gereken noktalar :
• ADHD ‘de ilaç kullanımı olmadığı bazı durumlarda çocuk NBF‘den yeterince yararlanmayabilir. Bunun yanında sadece bu teknik kullanıldığı vakalarda düzelme olduğu da bildirilmiştir.
• Uygulayıcının EEG aletlerini kullanmakta deneyimli, NBF bilgisi ve tecrübesi olan, yeterli klinik deneyime sahip olması önemlidir. Hata ve atlamalar olmamalıdır.
• Bazı seanslarda bitkinlik, baş dönmesi, ürperti, endişe, düş kırıklığı gibi duygular yaşanabilmektedir ( fiziksel duygulanım ).
• Ailede ve çocuğun yaşam alanlarındaki problemlerin yoğunluğu ve bu sorunlarda azalma olmaması, tedaviyi yavaşlatır veya ilerlemesini önler.
• Epilepside profesyonel kullanım olmazsa, nöbetlerin arttığı ve negatif etkilerin görüldüğü tespit edilmiştir.