Majör Depresyon Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Majör Depresyon Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Majör Depresyon

Majör depresyon, kişinin hiçbir şeyden keyif almamasına, sürekli çaresiz ve umutsuz hissetmesine yol açan bir hastalıktır. Majör depresyon tedavi edilmediği takdirde, giderek ağırlaşan ve kişiyi tüketen bir hastalıktır; bu nedenle bir psikiyatr tarafından muayene edilerek tedaviye başlanması çok önemlidir.



Majör Depresyon Nedir?

Majör depresyon kısaca hayattan tat alamama hastalığıdır. Bu hastalık bireyi tamamen çöküntü haline sokar.

Majör depresyona yakalanan kişi arkadaşlarıyla vakit geçiremez, iştahsız yemeklere oturur, daha önce zevkli bulduğu hiçbir şeyden zevk alamamaya başlar. Uzmanlara göre bireyin anne babasından biri majör depresyon geçirmişse bireyin majör depresyona yakalanma riski normal şartlara göre biraz daha yüksektir. Bu hastalık kişide aniden meydana gelebilir veya zamanla kişinin düşünce yapısı onu bu hastalığa yakalatabilir.

Majör depresyon hastalığına yakalananlar odak problemi çekerler, karşısındaki insanı dinlerken bile başka şeyleri düşünürler ve hatta metin paragraf veya farklı bir yazıyı okurken konsantre olamazlar. Hayattan pek bir beklentileri olmaz, aksine daima ölümü ve intiharı düşünürler. Majör depresyon yaşayan kişi yemek yemekten, uyumaktan, önceden ilgi duyduğu hobileri yapmaktan keyif almamaya, hissizleşmeye, aklına intihar ve zarar verme düşünceleri dolmaya başlamaktadır. Majör depresyona sahip olan kişi, günlük yaşama dair aktivitelerini ve sosyal işlevlerini yerine getirmesine engel olacak ve bunları aksatacak derecede üzüntü, keder ve melankoli duymaktadır.

Majör Depresyon Tanısı Nasıl Konulur?

Majör depresyonun tanısı bir psikiyatr tarafından konulmaktadır. Tanı konulurken, kişinin depresif ruh halinin en az 2 hafta devam etmiş olması ve günün büyük bir bölümünde kendisini üzgün, çaresiz ve depresif hissetmesi ve daha pek çok belirti dikkate alınır. Yine aynı şekilde psikiyatr tarama yapabilir, majör depresyon testi ile bazı laboratuar testlerine ihtiyaç duyabilir.

Kadınlar Majör Depresyona Daha Mı Yatkındır?

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki kadınların majör depresyona yakalanma ihtimali hemen hemen erkeklerin yakalanma ihtimalinin iki katıdır. Hamilelik, düşükler, ev stresi, iş ile ev arasına sıkışmak, sorumluluklar altında ezilme gibi sebeplerden dolayı kadınlar erkeklerden daha fazla tehdit altındadır.
Erkeklerde Majör Depresyon İşaretleri Nelerdir?

Erkeklerde görülen majör depresyon belirtileri, kadınlarda görülen belirtilerden farklı olabilir. Erkekler toplumdaki cinsiyet rollerinin ağırlığı altında ezilerek, majör depresyon rahatsızlığı yaşasalar da yardım arayamamakta, yanlış anlaşılma ve güçsüz görülme gibi korkular yaşamaktadır. Bu da erkeklerdeki belirtilerin genel olarak şu şekilde gözlemlenmesi sonucunu doğurmaktadır:

    Genel sinirlilik hali
    Alkol bağımlılığı
    Uyuşturucu bağımlılığı
    Çabuk öfkelenme
    Duygularını bastırarak kendini izole etme
    Şiddet davranışları
    İntihar ve adam öldürmeye teşebbüs gibi belirtiler gözlemlenebilir.

Majör Depresyon Belirtileri

Majör depresyon, kişinin günlük yaşamını adeta felç eden ve kişinin hayattan tat alma yeteneğini ortadan kaldıran psikolojik bir rahatsızlıktır. Majör depresyon bazı belirtiler ile tanımlanmaktadır. Bu majör depresyon belirtileri şu şekildedir:

    Daha önceden yapmaktan hoşlandığı şeyleri yaparken keyif almama, tüm aktivitelere ilginin kaybolması
    Enerji Kaybı/Bitkin Hissetme: Majör depresyonda olan kişi günün hangi saatinde olursa olsun kendisini bitkin ve yorgun hissetme
    İnsomniaya neden olarak uykusuzluk problemi ortaya çıkabileceği gibi tam tersi olarak hipersomniyaya neden olup aşırı uyuma hali ile de kendisini gösterme
    Toplam vücut kitlesinin %5’inden az olmamak üzere ciddi bir kilo kaybı ya da kilo alma halinin gözlemlenmesi
    İntihar, ölüm ve kendine zarar verme gibi düşüncelerin sürekli akla gelmesi
    Çok yavaş hareket etme, yavaş düşünme ya da dinlenememe
    Kişi kendisini her konuda suçlar ve değersiz görme
    Konsantrasyonun bozulması sonucu kişi işlerini tamamlayamama
    İştahta artış ya da iştahsızlık hali

Majör Depresyona Ne Neden Olur?

Majör depresyon rahatsızlığını ortaya çıkaran pek çok sebep vardır. Aynı zamanda ortada belirgin bir sebep olmayabilir; hasta zamanla majör depresyona sürüklenebilir. Majör depresyonu tetikleyen ve depresyona sebep olan majör depresyon nedenleri sıralamak gerekirse:

    Çok sevilen birisini kaybetme
    Muhtaç hissetme, çevreden izole edilme
    Ayrılık acısı
    Emeklilik, taşınma, işi bırakma gibi büyük değişimler geçirme
    Cinsel, duygusal ya da fiziksel tacize uğrama
    Genetik Yatkınlık: Anne ya da babasında majör depresyon görülen bireylerin majör depresyona yakalanma ihtimali daha yüksektir. Ancak ailesinde kimse majör depresyona yakalanmasa da kişi, majör depresyon rahatsızlığı yaşayabilir.
    Şiddete uğrama
    İş hayatının stresi, rekabetin yıkıcı etkisi
    Fiziksel görünümden rahatsız olma
    Duygusal olarak kendini zayıf ve muhtaç hissetme



Majör Depresyonun Tedavisi Nasıl Yapılır?

Majör depresyon ciddi bir rahatsızlık olsa da tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır; psikiyatrın önereceği tedavi yöntemi ile terapi, antidepresan ya da her ikisi birlikte bir tedavi yöntemi ile birlikte tedavi edilmektedir. Bu yöntemler ile majör depresyon tedavisi başlanılarak kısa zamanda hastanın günlük yaşamına dönmesi, eskiden ilgi duyduğu aktivitelerden yine ilgi duyması gibi sonuçlar gözlemlenir.

Majör Depresyon Önlenebilir Mi?

Majör depresyon dönemi geçirdiyseniz ve tekrar majör depresyon rahatsızlığı yaşamak istemiyorsanız; majör depresyon tetikleyicilerini ve sebeplerinin farkında olarak doktoru çizdiği yolu takip etmek olacaktır. Tekrar majör depresyon belirtileri yaşamaya başlarsanız; en kısa sürede doktorunuza görünerek hastalığın ciddileşmesini engelleyebilir çok daha kısa sürede tedavi olabilirsiniz.

Majör Depresyonun Tedavisi İçin Öneriler

Majör depresyon tedavisine başladıysanız, tedavi sürecinize olumlu etki edecek birtakım öneriler sunmak istiyoruz. Önerilerimiz aşağıdaki gibidir:

    Doktorunuzun sizin için belirlediği tedavi planına uyun. Doktorunuzun belirlediği terapi seanslarına gidin ve antidepresan kullanıyorsanız doktorunuzun onayı olmadan sakın bırakmayın.
    Depresyon hakkında bilgi edinin, bu sayede tedavi planınıza uymanız için motive olacaksınız.
    Belirtileri gözlemleyin. Belirtileri gözlemlediğiniz zaman tetikleyicileri ve nedenleri bularak tedavide çok fazla yol kat edebilirsiniz.
    Egzersiz yapın. Egzersiz depresyon belirtilerini azaltarak vücutta mutluluk hormonunu arttırır.
    Yasadışı ilaç ve alkollerden uzak durun. Kısa dönemde bunlar hastalığınıza iyi geliyor gibi görünse de uzun vadede hastalığınızın ciddileşmesine ve daha kötüye gitmesine neden olur.
    Yeterli uyku aldığınızdan emin olun.

Majör Depresyonun Tedavisi Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekilenler

Majör depresyonun tedavisinde en önemli olan nokta bir rahatsızlık yaşadığınızın ve bunun tedavisinin mümkün olduğunun farkında olmaktır. Psikiyatrınızın tedaviniz için size çizdiği yolu izlemeniz, kafanıza göre hareket etmemeniz tedaviniz açısından çok büyük önem arz etmektedir. Doktorunuzun belirlediği majör depresyon ilaç kendiniz bırakmamalı, doktorun belirlediği zaman bırakmalısınız. Aynı şekilde konuşma terapilerini de iyileştiğiniz kanısına vararak bırakmamalı doktorunuzun onay vermesini beklemelisiniz. Yoksa tam iyileşemediğiniz için tekrar majör depresyon hastalığınız ciddileşecektir.


Majör depresyon kendi kendine geçer mi ?

Genelde ergenlik çağlarında başlayan bu hastalık insanlara mutsuz görünmeyi, arabesk takılmayı veya sigara, alkol uyuşturucu gibi şeyleri içtiğini diğer insanlara göstermenin iyi bir şey olduğunu sananların yüksek olasılıkla geçirebileceği bir hastalıktır. Bir yakınını kaybetme veya sevdiği kızdan ayrılma ailesinden fazla baskı görme gibi nedenleri bahane ederek hayat stillerini hep negatif yönde ilerletirler, haliyle de bu hastalık ortaya çıkar. Bu ciddi hastalık antidepresanlarla veya doktorun kişiyle detaylı olarak konuşmasıyla hafifletilebilir. Hastalığın en berbat yanıysa bir kere majör depresyon geçirdiyseniz ilerde de geçirme olasılığınızın artmasıdır. Bu nedenle birey sağlam bir tedavi almalı, bir daha geçirmemek için her olayı içine atmamalı ve dikkatli olmalıdır…



 Depresyonu, ya da daha Türkçe ifadeyle çökkünlüğü, çeşitli tanımlamalar olmakla beraber kişinin sosyal hayatını ve günlük işlerini yapmasını engelleyen mutsuz ve ümitsiz olma hali olarak tanımlayabiliriz.

Günümüz dünyasında, yaşamda büyük kolaylıklar yaşıyor olsak da mutsuzluk ve ümitsizlik hali giderek yaygınlaşmakta, dolayısıyla insanlar depresyona girdiğini zannetmekte ve sürekli bundan bahsetmektedir. Fakat aslında üzüntü, keder, ümitsizlik hayatın içinden duygulardır. Depresyonu asıl depresyon yapan ise bu duyguların ne kadar sürdüğü, ve kişinin günlük hayatını ne kadar etkilediğidir.

Major Depresyonun yaşam boyu ortaya çıkma olasılığı kadınlar için yaklaşık %20, erkekler için yaklaşık %10 civarındadır. Toplumda ise kadınların yaklaşık %6'sı, erkeklerin ise yaklaşık %3'ü depresyon hastalığına yakalanmıştır.

Belirtiler

Depresyonun alttipine ve kişiye göre değişmekle beraber, başlıca belirtileri şunlardır.
-Çökkün Duygudurum
-İsteksizlik ve eskiden zevk aldığı işlerden keyif alamamama (anhedoni)
-Çabuk yorulma,enerji azlığı (anerji)
-Dikkati odaklamakta zorluklar, dalgınlık, hafızada ve hatırlamada güçlükler
-Yetersizlik, değersizlik, suçluluk düşünceleri, özsaygıda azalma
-Uyku sorunları ya da aşırı uyuma
-İştah ve kilo değişiklikleri
-Ölüm ve intihar düşünceleri
-Psikomotor yavaşlama (Düşünce hızı ve hareketlerde yavaşlık)

Bunlar dışında bazı somatik (vücutla ilgili) ve psikotik (yersiz şüpheler, işitsel ya da görsel halüsinasyonlar, vb...) görülebilir.

Riskler ve Sebepleri

A)Psikososyal (Ruhsal - Toplumsal) Nedenler

Ekonomik sorunlar, aile ve iş yaşamındaki çatışmalar, sevgi nesnesinin kaybı, beden sağlığının bozulması, benliği sarsan onur kırıcı durumlarla karşılaşmak depresyonun ortaya çıkmasında ya da sürmesinde etkili olabilir. Fakat bunların hiçbirisi özgül sebepler değildir. Bütün insanlar bunları yaşarken herkeste depresyon ortaya çıkmaz.

Psikolojik açıdan çökkünlüğe zemin hazırlayan en önemli sebep bebeklik ve çocukluk döneminde uzun süreli anne-babadan uzak kalma durumudur. Bu tür ayrı kalmaların birazdan bahsedeceğimiz hipotalamus - hipofiz ve böbreküstü bezi sisteminin aşırı çalışmasına ve yanlış düzenlenmesine neden olduğu düşünülebilir.
Hastalık Öncesi Kişilik

Depresyona yatkınlık yaratan başlıca kişilik özellikleri;
-Aşırı sorumluluk duyma eğilimi,
-Bağımlılık (yakınlarına aşırı bağlı olma),
-Narsisizim (özseverlik),
-Titizlik ve
-Kolay suçlanma eğilimidir.
Depresyonda Psikanalitik Görüş

Psikanalitik görüşe göre, depresif kişi ilişkilerinde karşıt iki duyguyu aynı anda yaşar(Ambivalans). Sevgi bilinç düzeyinde iken, nefret bilinç dışıdır. İçe atılmış sevgi nesnesinin gerçek ya da bir duruma bağlı sembolik kaybı, bilinçdışındaki bu ikili duyguları uyandırır. Katı süperegodan dolayı, kin ve nefret duyguları kişinin kendisine yönelir. Yönelen kin ve nefret kişinin özsaygısını düşürür, kendini suçlu ve değersiz görmesine neden olur.

Yine ego psikolojisinde depresyon, kişinin ilkel benliğine ait dürtüleri bastırmak için geliştirdiği ego ideallerine herhangi bir engelleyici durum nedeniyle artık ulaşamayacağı duygusunu geliştirmesi, ve buna bağlı olarak özsaygıda azalmayla sonuçlanan durum olarak ifade edilir.
Depresyonda Bilişsel-Davranışçı Görüş

Kişinin çocukluktan süregelen süregelen otomatik düşünceleri nedeniyle, kişi yaşam olayları karşısında olumsuz ve karamsar senaryolar yazar. Bu olumsuz düşüncelerin bilişsel süreçlerdeki temel özellikleri şunlardır:
-Keyfi çıkarsama: Yeterli kanıt olmaksızın sonuç çıkarmak (Uğursuz nesnelere inanıp başa gelen kötü şeyleri ona bağlama)
-Seçici soyutlama: Bir ayrıntıya odaklanıp bütünü göz ardı etme (Dalgınlıkla selam vermeyen eski bir dostun artık sevmediğine inanma)
-Aşırı genelleme: Tek bir olaydan genellemeye gitme (Tüm erkekler/kadınlar aldatır)
-Olumluyu azımsama, olumsuzu abartma: Olayların önemini çarpıtma (Tüm sınavları)
-Kişiselleştirme: Kendisi ile bağlantılı olmayan olayları kendisine yönelik değerlendirme.
-Ya hep ya hiç tarzı düşünme: Bütün yaşantıları karşıt iki kategoride toplama

B) Biyolojik Nedenler ve Nöroanatomik Mekanizma

Hastalık kalıtımsal olarak karmaşık özellikler gösterir. Belli bir modaliteye uymaz. Fakat birinci derece akrabalarında yineleyici depresyon olan kişiler nüfusun geneline göre 2-3 kat fazla risk altındadır. Genetik geçiş açısından BDNF, MAO-A, COMT ve hTPH2 gibi genler bulunmaktadır.

Bu genler serotonin sistemi ile ilişkili genlerdir. Zaten hastalığın biyokimyasal mekanizması monoamin hipotezi ile açıklanmıştır. Bu hipoteze göre depresyonda serotonin salgılayan sinirlerin faaliyetinde azalma olur. Depresyonun şiddeti arttıkça dopamin ve noradrenalin salgılayan sinirlerde de fonksiyon değişiklikleri başlar.

Bu değişiklikler ise yukarda da belirttiğimiz gibi Hipotalamus-Hipofiz ve Böbreküstü bezinin çocukluk çağı ayrılıkları nedeniyle yanlış gelişmesi sonucu oluşur. Bu sistemdeki değişim 1980'li yıllardan itibaren Deksametazon supresyon testi ile ölçülmeye çalışılmış, fakat araştırmalarda kullanımı dışında depresyon tanısında kullanıma girmemiştir.
Nöroanatomik Değişiklikler

Hastalığın bir sonucu olarak hipotalamus hacmi azalır. Ayrıca ön singulat, dorsolateral korteks gibi birçok alan etkilenir. Bu etkilenmeler tedavi ile tekrar düzelir.

Tanısı

Kişi iki hafta boyunca, en az biri çökkün duygudurum ya da isteksizlik ve zevk alamama olmak üzere yukarıda saydığımız 9 belirtiden 5 ini yaşıyor olması gerekir. Bu belirtiler kişinin günlük hayatını ve işlevselliğini belirgin biçimde düşürmüştür.

Belirtileri puanlama ve takip açısından Hamilton ve Beck Depresyon ölçekleri ya da MADRS (Montgomery–Åsberg Depression Rating Scale) kullanılabilir.

Alttipleri

Çeşitli sınıflandırmalar olsa da başlıca alttipleri şunlardır :
-Psikotik Özellikli Major Depresyon: Depresyon belirtilerine ek olarak sanrı ve varsanılar (halüsinasyonlar) mevcuttur.
-Melankolik Özellikli Major Depresyon: Depresyon ağırdır, Zevk alamama, sabah erken kalkma ve sabah kendini daha kötü hissetme, psikomotor yavaşlama, iştahsızlık ve suçluluk belirgindir.
-Atipik Özellikli Major Depresyon: İştahsızlık ve uykusuzluk yerine aşırı uyuma ve iştah artışı temel özelliğidir. Anksiyete bozukluğu eşlik edebilir. Hastalar reddedilmeye duyarlıdır. Monoamin oksidaz inhibitörlerine daha iyi yanıt verirler.
-Postpartum Depresyon: Doğumdan sonraki 4 hafta içinde yaşanan depresyondur. Bipolar Tip 2 açısından risk taşırlar.

Ayırıcı Tanısı

Her şeyden önce benzer şikayetlere neden olabilecek tıbbi hastalıklar akla gelmelidir. Bunların en başında anemi (kansızlık), tiroid hastalıkları ve vitamin eksiklikleridir. Özellikle kış mevsiminde güneşe az çıkılması nedeniyle D vitamini eksikliği sık görülür. B12 düzeyleri kontrol edilebilir. Tek başına sebep olmasalar bile tedaviye yanıtı etkilediklerinden muhakkak tedavi edilmelidirler. Ayrıca başka hastalıklara bağlı kullanılan ilaçlar da depresyon belirtilerine benzer şikayetler, hatta depresyon oluşturabilirler. Kortikosteroidler, antihipertansiflerden rezerpin ve metildopa bu açıdan dikkat edilmesi gereken ilaçlardır.

Psikiyatrik hastalıklardan da şizofreninin başlangıç dönemleriyle, bipolar bozukluğun depresif dönemiyle, şizoaffektif bozuklukla ve madde kullanımına bağlı belirtilerle ayırıcı tanısı muhakkak yapılmalıdır.

Tedavisi

Tedavideki en önemli noktalardan biri intihar riskidir. İntihar risk değerlendirmesi iyi yapılmalı, gerekirse yatarak tedavi düşünülmeli, hızlı etkinlik açısından somatik tedaviler, özellikle de EKT tercih edilmelidir.
Farmakoterapi (İlaç tedavisi)

İlaçlardan ilk tercih SSRI grubu ilaçlardan biridir. Yan etki azlığı ve kullanım kolaylığı açısından ilk tercihtir. Hastanın belirti durumu ve ektanılara dikkat edilerek herhangi biri seçilebilir.

Tedaviye 4-6 hafta içinde yanıt alınamazsa STAR-D çalışmasından da faydalanılarak değişik güçlendirmeler ve değişiklikler yapılabilir. Güçlendirmede antipsikotikler ve benzodiazepinler de kullanılabilir. Yineleyici depresyonlarda Lityum denenebilir.
Psikoterapi

Psikanalitik yönelimli, destekleyici ve bilişsel davranışcı tedavinin üçü de tercih edilebilir. İlaçlarla kombine edilmesi daha da etkili olabilir. Psikanalitik terapi ve destekleyici terapi daha çok içgörü kazandırıp bilinçdışı çatışmaları düzeltmeyi amaçlarken, bilişsel davranışçı tedavi otomatik düşüncelerin değiştirilmesini amaçlar.
Somatik tedaviler

İntihar riski olan, yemeyen, içmeyen, ağır psikomotor retardasyonu olan hastalarda EKT etkilidir. 8-11 seansta yanıt alınır. Ekt dışında transkraniyal manyetik uyarım, ışıkla tedavi (fototerapi) ve uyku yoksunluğu tedavileri denenebilir.

Hastalığın Seyri

Doğru ve zamanında ilaç kullanımı ve kontrol ya da terapi görüşmelerinin aksatılmaması, tedaviye yanıt da en önemli belirleyicilerdir. Bunlar dışında olumlu gidiş göstergeleri ;
-Hastalık öncesi ilgi ve uğraşların yeterli oluşu,
-Olumlu aile, iş ve uğraşı alanları,
-Tedaviye erken başlama,
-Hastalık dönemlerinin seyrek, iyilik dönemlerinin uzun oluşu,
-Çökkünlük dönemlerinin kısa oluşudur.

Olumsuz gidiş göstergeleri ise;
-Kişilik bozukluğunun olması,
-İleri yaş,
-Alkol-Madde kullanımı,
-Ektanıların olması,
-Ağır ve sürekli olumsuz çevre,
-Psikotik özelliklerin olması,
-Sık yinelemedir.

Depresyonda yeterli doz ve sürede antidepresan kullanımı, özellikle terapi ile kombinasyonu büyük oranda nükslerinde önüne geçer. Fakat hastalığın tekrar etme riski de maalesef mevcuttur.