Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır?

Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır? Öfke, Genel anlamda öfke doyurulmamış isteklere, elde edilemeyen arzulara, kişinin beklenmedik olaylar yaşanması ve devamında istenmeyen sonuçlara varılması ve karşılanamayan beklentilere verilen duygusal tepkiye öfke denilmektedir.

Öfke de diğer duygular gibi sıradan ve son derece doğal, evrensel bir temel duygudur. Bu temel duyguyu sağlıklı yönlendirebiliyorsanız yani öfkenizi kontrol edebiliyorsanız, içinde bulunduğunuz öfke hali bir anda yapıcı ve kişiler arası iletişimi düzeltici olguya dönüşecektir. Fakat öfke kontrol edilemeyen ve yıkıcı bir bi­çim de davranışlara yansıyarak saldırgan ve son derece tahrip edici davranışlara dönüşme potansiyeline de sahiptir. Bu gün içi ev içi şiddet olgularında, çocuk taciz ve istismarların da, terör olaylarında, yaşanan sokak kavgalarında ve seyir halindeki trafikte sağlıklı olarak ifade edilemeyen ve kontrol altına alınamayan öfke duygusunun etkisi ciddi anlamda görülmektedir.

Genelde toplumda öfke ile ilgili olarak ne kadar sıkıntılar  görülse de çoğu zaman bunu kabul edip, konuyla ilgili yardım almaya yönelmek yerine öfke ve benzer duygularını daha çok bastırmaya, inkar etmeye ve yok saymaya çalışırlar.

Son yıllarda görülüyor ki, yapılan çalışmalarda sağlıklı biçimde ifade edilmekten yoksun ve bastırılmaya çalışılan öfkenin insan üzerinde bir çok olumsuz etkiye sebep olduğu ve ciddi sağlık problemlerine yol açtığı görülmüştür. Bazı insanlarda kronik kalp damar hastalıklarına, baş ağrısına, yüksek tansiyona ve mide rahatsızlıklarına yol açmakta, kışının fiziksel sağlığı açısından da ciddi tehditler oluşturduğu tanımlanmaktadır Öfkenin  bastırılması ve de inkar edilmesi sağlıklı ve etkili bir çözüm yolu olarak görülmemektedir.

Sonuç itibariyle yaşanılan her tür öfkenin kişiyi uyarıcı, koruyucu veya harekete geçirici bir faaliyeti vardır. Dolayısıyla öfke, organizmayı insan vücudunda bir anormallik olduğunda uyarır ve kendisine zarar verici veya saldırgan davranma eğiliminden kişiyi haberdar etmede etkin bir rol oynamaktadır.

Öfkenin sağlıklı olarak yaşanıp ve yönetilebilmesi için en önemli unsur öfkenin kabul edilmesidir,  kişinin nedenlerinin ve nasıllarının anlaşılması ve kesinlikle saldırgan biçimlerde ifadesinin kontrol edilmesi gereklidir.

Öfke, tüm canlılarda var olan bir duygudur. Her canlı, tehdit altındayken de bu duyguyu hissetmesi gayet doğaldır. Öfkede, canlının kendisini tehdit eden davranışı ve bulunduğu durumu ortadan kaldırmak için herhangi bir caba sarf etmesi içten gelen bir dürtüdür. Yuvası tehdit edilen bir anne kuş öfkelenmezse, kabararak tehdit eden canlıya saldırmaz ve içinde bulunduğu durumu tehlikeye atmış olur.

Haksızlıkla karşılaşan bir insan öfkelenmezse,kendisini tehdit eden bu duruma karşı olumsuz davranışta bulunma gereksinimi duymaz. Yani kişinin sahip olduğu öfke duygusu, tehdit karşısında olaylara karşı gösterdiğimiz sağlıklı bir duygudur, ancak her zaman her yerde de söylediğimiz gibi bir duygunun fazlası da azıda insana zarar verir önemli olan ölçülü olabilmektir.

Öfke; bireyin kendisini engellenmiş hissettiği durum karşısında, göstermiş olduğu doğal bir tepkidir. Mutluluk gibi, üzüntü gibi, sevgi gibi doğal ve normal bir duygudur. Yani sağlıklı bir insanda olması gereken, olmadığı zamanlarda eksikliğini hissettiğimiz diğer doğal duygular gibi…

İnsanlar içerisinde bulundukları hayatın akışında, yaşamın getirdiği zorluklar karşısında, haksızlığa uğradıklarında, kendilerine saygısızlık yapıldığını düşündüklerinde, değersizlik hissine kapıldıklarında, gerçek ya da gerçekten uzak bir zarar görme sonucunda öfkelenirler. Hatta kimi zaman havaya, yağmura, çamura, sokaktaki kediye, geç gelen otobüse, şarjı biten telefona bile öfkelenebilirler. Bu çok normaldir ve tüm insanlar öfkeyi doğal bir duygu olarak kabul etmelidir.

Sahip olduğumuz her bir duygunun bize kazandırdığı bir takım özellikler olduğu gibi, şüphesiz öfkenin de bizlere kazandırdığı benzersiz özellikler vardır. Ancak burada asıl problem öfkelenmek değil, öfkenin saldırganlık boyutuna taşınarak, kişinin kendisine ve çevresine zarar vermeye başladığı durumlardır. Çünkü öfke, uygun bir dille ifade edilemediği takdirde yıkıcı etkiler yaratabilir, günlük yaşamda kişiler arası ilişkileri olumsuz ölçüde etkileyebilir.

Peki hayatımızın bu kadar içerisinde olan öfke duygusuyla nasıl başa çıkabiliriz? Kelimenin diğer anlamıyla öfkemizi nasıl kontrol edebiliriz? Öfke kontrolü neden gereklidir?

Aslında öfkeyi kontrol etmek, öfkeyi doğru ifade edebilmekle ilişkilidir. Amaç; öfkeyi tamamen yok etmek değil, onu uygun bir biçimde yansıtabilmektir.

Öfkenin uygun bir biçimde ifade edilebilmesi için öncelikle insanın kendisini tanıması gerekir. Kendine güvenen, kendinden emin olan, kendi duygu ve düşüncelerini her koşulda tanıyabilen biri öfke duygusunu da doğru bir biçimde ifade edebilir.

İkinci olarak her insanın öfkelenebileceği, öfkenin doğal ve geçici bir duygu olduğu kabul edilmelidir. En önemlisi, öfke problem çözme aracı olarak görülmemelidir.

Öfkeli insanlar farkında olmadan olayları göründüğünden daha da olumsuz bir biçimde algılarlar. Özellikle sürekli olarak zihinde geçen “Ben bunu hak etmedim” cümleleri suçlayıcı ve yargılayıcı bir düşünce yapısını oluşturur. Kişi kendi haklılığına kendisini inandırır ve bunu ispatlamak adına saldırgan tavırlar sergiler. Bu durum aslında düşünmeden yargılama biçimidir. Kişi, içerisinde bulunduğu durum ile ilgili abartılı, yargılayıcı bir düşünce yapısına büründüğünden problem çözüme ulaşamaz ve daha da hasar bırakan, yıkıcı bir duruma dönüşür.

Öfkelendiğimiz zamanlarda, daha sonra pişmanlık duyabileceğimiz, üzüleceğimiz durumlar ile karşılaşmamak için bizi öfkelendiren durum karşısında zihnimizi serbest bırakmalıyız. Neye öfkelendiğimize, öfkemizi en çok neyin tetiklediğine odaklanmalıyız. Sakince düşünmeli, aniden aklımıza gelen ilk şeyi söylememeliyiz.Özellikle “asla, daima, kesinlikle” ya da “hep” ve “hiç” gibi kelimeleri zihnimizden uzak tutmalıyız. Bu kelimeler bizi mantıklı düşünce yapısından uzaklaştıracaktır. Daha gerçekçi ve mantıklı düşüncelere odaklanmalıyız.

Kendimizi doğru bir biçimde ifade ederek, gerçekte söylemek istediklerimize odaklanırsak, düşüncelerimizin bizi ele geçirmesinin önüne geçmiş oluruz. Kendimizi karşı tarafa anlatmaya çalışırken aynı zamanda karşımızdakini de dinlemeli, onu anlamaya çalışmalıyız.

Bazı durumlar karşısında, öfkelendiğimizde, bulunduğumuz ortamdan uzaklaşmak bize iyi gelecekse, ortamdan uzaklaşmalıyız. Sık sık nefes egzersizleri yaparak, kendimize “sakin ol” şeklinde telkinlerde bulunmalıyız.

Unutmamalıyız ki; düşüncelerimiz duygularımıza, duygularımız da davranışlarımıza yansır. Düşünce tarzımızı değiştirebilirsek eğer; öfke bizi kontrol edemez, biz öfkeyi kontrol ederiz.